Borrell: "Son Eylemleri Türkiye'yi AB'den Uzaklaştırıyor"

AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Borrell, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’la ilgili son eylem ve açıklamalarının BM kararlarına aykırı olduğunu belirterek, "Türkiye'nin son eylemleri, AB'den uzaklaşma riskini daha da arttırdı" dedi

Borrell: "Son Eylemleri Türkiye'yi AB'den Uzaklaştırıyor"

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Josep Borrell, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’la ilgili son eylem ve açıklamalarının BM kararlarına aykırı olduğunu belirterek, "Türkiye'nin son eylemleri, AB'den uzaklaşma riskini daha da arttırdı" dedi. AB liderleri, Corona virüsü krizi sonrası zayıflayan AB ekonomilerini canlandırmak için hazırlanan 750 milyar Euro'luk yardım paketi ve 7 yıllık bütçe üzerinde Polonya, Macaristan ve Slovenya vetosu konusunda ise bir uzlaşmaya varamadı.

AB liderleri ve dışişleri bakanları, Corona virüsü salgını yönetimi, AB bütçesi, yardım planı ve son diplomatik meseleleri konuşmak üzere video konferans yöntemiyle toplandı. Dışişleri Bakanları toplantısı sonrasında açıklama yapan AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Borrell, toplantıda ele alınan diplomatik konuları açıklarken AB-Türkiye ilişkilerine de değindi. Borrell, "Türkiye'nin son eylem ve açıklamalarıyla, AB'den daha da uzaklaştığını anlamasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu söylediğim için üzgünüm, ama Dışişleri Bakanları bunu dile düşünüyor" dedi.

Türkiye ile yeniden olumlu gündeme dönebilmeyi dilediklerini iki kez tekrarlayan Borrell, "Olumlu bir gündeme dönmek için, Türk tarafında köklü bir tutum değişikliğine ihtiyacımız var. AB Konseyi önümüzdeki ay ilişkilere önemli bir yön verecek. Türkiye ile ilişkilerimizde bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz" diye konuştu.

Borrell, AB Dışişleri bakanları olarak, Türkiye'nin Kıbrıs ile ilgili son açıklamalarının BM kararlarına aykırı olduğuna ve gerilimi daha da artırdığına inandıklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki hafta gittiği KKTC ziyareti sırasında Kıbrıs'ta "iki devletli" bir çözüm çağrısında bulunmuş, Türkiye ve KKTC'nin, Doğu Akdeniz'deki hakları konusundaki uluslararası anlaşmazlıkta ‘diplomasi oyunlarına’ artık tolerans göstermeyeceklerini söylemişti.

AB Dışişleri Bakanları toplantısında konuyu gündeme getiren AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretini "kışkırtıcı ve yasadışı" olarak nitelendirdi.

"Türkiye ile bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz"

AB, önümüzdeki ay 12-13 Aralık tarihlerinde yapılacak liderler zirvesinde, Türkiye'ye Doğu Akdeniz'deki petrol arama faaliyetleri nedeniyle yaptırım uygulanıp-uygulanmayacağını görüşecek. Bu tarihe atıfta bulunan Borrell, "Zaman daralıyor ve Türkiye ile ilişkilerimizde bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz" dedi.

AB, Ankara yönetimini, tartışmalı sularda arama çalışmaları yapmaya son vermeye ikna edemedi. Yunanistan ve Rum kesimi tarafından ısrarla gündeme getirilen "Türkiye’ye yaptırım" konusunda ise henüz bir adım atmadı. Tarafları masaya oturtmayı başaran AB dönem başkanı Almanya, krizi aşarak, AB ile Türkiye arasındaki yakın ticari ilişkiler konusunda bir diyalog fırsatı sağlamak istiyor. Borrell, Türkiye ile pozitif bir takvime geçebilmek için "Türkiye'nin davranışlarında radikal bir değişime gitmesinin hayati" olduğunu belirtti.

AB'de veto krizi

Dışişleri Bakanları'nın hemen ardından video konferans yöntemiyle toplanan liderlerin gündemindeki en önemli konu ise, Corona virüsü krizinin yönetimi oldu. Toplantıda, antijenik testlerin kullanımı, bu testlerin sonuçlarının karşılıklı olarak tanınması, aşılama stratejisi ve aşı dağıtım lojistiği ile mevcut kısıtlamaların kademeli olarak kaldırılması ele alındı. AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa İlaç Dairesi’nin, Aralık ayı başında Moderna ve Pfizer/BioNTech aşılarına yeşil ışık yakabileceğini duyurdu.

Ancak toplantının en hararetli tartışmaları Polonya ve Macaristan'ın, AB'nin 2021-2027 yılları arasındaki 7 yıllık bütçesi ile ekonomik yardım planını veto etmesi konusunda yaşandı. AB geçtiğimiz Temmuz ayında, tarihinde ilk kez, kendi adına finans piyasalarından borç bularak, bu kredileri Corona krizi nedeniyle zayıflayan AB ekonomilerine aktarmasına izin veren bir plan üzerinde anlaştı. Ancak, Macaristan, Polonya ve Slovenya, AB'nin bu yardımları, "yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesine saygı" şartına bağlamasına karşı çıkarak, 500 milyarı hibe 750 milyar Euro'luk yardım paketi ile 1 trilyon 90 milyar Euro'luk AB çok yıllı bütçesini veto etti.

Dün yapılan sanal zirvede liderler bu konuda bir sonuç alamadı ve sorunun çözümü için müzakerelere daha fazla zaman verilmesini istedi. Liderler, Aralık zirvesinde de bir sonuç bulamazlarsa, AB, salgın yardımının gecikmesi ve tüm AB zirvesinin dondurulması riski ile karşı karşıya kalacaklar.

Zirvede Fransa ve Hollanda, "Macaristan ve Polonya olmadan, geçici bir ilerlemeye izin verecek bir yasal prosedüre ya da bir anlaşmaya başvurma" önerisini getirdi. Ancak zirvede kriz yaşanmaması için önceden anlaşan AB liderleri vetocu 3 ülke ile müzakerelerin devam etmesi yönünde ortak görüş belirtti.

Toplantı sonrası açıklama yapan AB Konsey Başkanı Charles Michel, "Durumu daha da kötüleştirecek bir şey söylemeye hiç niyetim yok. Çözüm bulmak için çalışıyoruz" demekle yetindi. Von der Leyen de, AB'nin "bundan daha kritik durumlarda bile bir çözüm bulmayı başardığına" işaret ederek, krizi aşacaklarını belirtti. Dönem Başkanı, Almanya lideri Angela Merkel de, "Bu veto, Polonya ve Macaristan ile konuşmaya devam etmemiz gerektiği anlamına geliyor" dedi.

Vetocu üç lider ısrar etti

Merkel'in çabalarına teşekkür eden Macaristan Başbakanı Victor Orban, "yardımların hukuk devleti ilkesi şartına bağlanması" mekanizmasını kabul etmediklerini dile getirerek, bu girişimlerin, "üye devletlerin oy hakkını askıya alan AB Anlaşması 7'inci maddesini uygulayamayan AB'nin, başka bir yoldan bu amacına ulaşmak anlamına geldiğini" söyledi.

Polonya Başbakanı Matheusz Morawiecki ise, AB Komisyonu'nun ülkesi aleyhinde 7'inci maddeyi işletmesiyle güvenin kırıldığını belirterek, bu mekanizmaya karşı olduklarını dile getirdi.

Slovenya Başbakanı Janez Jansa ise, "Hukuk devleti ile ilgili bir kararın politik mekanlarda değil, bağımsız yargı organlarında alınması gerektiğini" savunarak veto kararında ısrarlı olduklarını bildirdi.

Uzmanlar, Orban'ın AB Bütçesi'ni "sabote etmeye" kadar gidemeyeceğini, bu tavrın büyük bir skandal yaratacağını ve AB içinde izole olmasına yol açacağını belirtiyor.