Dink Ailesi Avukatları Karara İtiraz Edecek

2007 yılında öldürülen gazeteci Hrant Dink davasında ikisi ağırlaştırılmış olmak üzere 6 sanığa müebbet hapis cezası, 21 sanığa da 25 yıla kadar hapis cezası verildi. Dink ailesi yeterli bulmadıkları karara itiraz edeceklerini açıkladı

Dink Ailesi Avukatları Karara İtiraz Edecek

2007 yılında öldürülen gazeteci Hrant Dink davasında ikisi ağırlaştırılmış olmak üzere 6 sanığa müebbet hapis cezası, 21 sanığa da 25 yıla kadar hapis cezası verildi. Yargılama sonucu altı kişinin tutukluluğu devam ederken altı kişi de tutuklandı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın 131. duruşmasında dava kapsamında yargılanan 37 kişinin beraatına hükmederken 12 kişinin dosyası savunmaları alınmadığı için ayrıldı.

Mahkeme, kararında ‘‘Yargılama sonucunda, söz konusu cinayet eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatları ve örgütün amaç ve ideallerine uygun olarak mahkememiz dosyasında hüküm kurulan sanıkların iştiraki ile işlendiğine kanaat getirilmiştir’’ ifadesini kullanırken Hrant Dink cinayetini işleyen ve yönlendirmede bulunduğu savunulan Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel hakkında FETÖ soruşturması amacıyla cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.

Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen Yılmazer: ‘‘Mahkemenizin bağımsız ve adil olduğuna inanmıyorum’’

Davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü olan Ali Fuat Yılmazer, karar öncesi son sözlerinde, “Benim açımdan bu mahkeme son söz söylenecek raddeye gelmemiştir. Mahkemenizin bağımsız ve adil olduğuna inanmıyorum” derken yine ağırlaştırılmış hapis cezasına mahkum edilen Trabzon Eski Emniyet Müdürü ve dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, ‘‘Hayatım boyunca terörle mücadelede görev aldım. Ailece terörün ne demek olduğunu biliyoruz, geçmişte terör örgütlerinin hedefi oldum. Bu nedenle cinayeti nefretle kınıyorum. Bu davayla kasten ya da ihmali nedeniyle yargılananlar çok net açıklanmıştır. Görevini yapmayan kamu görevlileri anlaşılmıştır. Masumiyetim her insanın anlayacağı şekilde açık olmasına rağmen tutuklu yargılanmam çok yanlıştır. Ben görevimi yaptım’’ değerlendirmesinde bulundu.

Ağır cezalar İstanbul ve Trabzon jandarması ile Trabzon emniyetinde yoğunlaştı

Bu isimler dışında o dönem İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görev yapan yüzbaşı Muharrem Demirkale ve astsubay Yavuz Karakaya ile Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi görevlisi polis memurları Onur Karakaya Osman Gülbel de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

İLGİLİ HABERLER

Hrant Dink Agos Gazetesi Önünde Anıldı

Tutuksuz yargılanan Gülbel ve Karakaya ile birlikte 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Astsubayı Gazi Günay, 12 yıl 6 ay hapse çarptırılan Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcısı Hasan Durmuşoğlu, 7 yıl 6 ay hapse mahkum edilen eski emniyet amiri Özkan Mumcu, ve 12 yıl 6 ay hapse mahkum edilen dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı da tutuklandı.

10 yıl hapse mahkum edilen Gün: ‘‘Cinayetin perde arkasını aralamaya çalıştım’’

Cinayet işlendiğinde TGRT Haber muhabiri olan sonrasında FOX Haber’de çalışan gazeteci Ercan Gün de 10 yıl hapse mahkum edildi.

Gün son sözlerinde “Cinayetin perde arkasını aralamaya çalıştım. Bu haberi yapmasaydım beş yıl tutuklu kalır mıydım? Nasıl Hrant Dink o yazı dizisini yaptığı için pişman değilse ben de değilim. Ben de Hrant Dink gibi bedel ödedim. Galileo’nun dediği gibi dünya yine de dönüyor. Gazetecilik suç değil” dedi.

Yargılama sonucunda dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ceza almadı.

Dink ailesi: ‘‘Karar hakikatten uzak’’

Dink ailesi dava sonrası yaptığı yazılı açıklamada mahkemede verilen kararların ne kendilerini ne de kamuoyunu ikna ettiğini belirterek ‘‘Bu dava bu haliyle kapatılıp, yılların derin devlet mekanizmasına FETÖ deyip geçilir ve etkili bir soruşturma yürütülmezse, bundan sonraki yıllarda kaybedilecek başka canların sorumluluğu kimin olacaktır?’’ sorusunu sordu.

Açıklamada, ‘‘Yargılamanın geldiği noktada, 15 Temmuz 2016’da alçakça bir harekatla yüzlerce insanımızın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına sebep olan, FETÖ olarak tanımlanan odakların 2007’de Hrant’ımızı da öldürmüş olduğu söyleniyor. Eğer bu doğruysa, başından beri olması için gayret gösterdiğimiz, talep ettiğimiz etkili soruşturma zamanında yapılsaydı, neredeyse 10 yıl sonra bu kadar canımızı yitirmeyecektik. Bu durumda, Hrant Dink cinayetinin zamanında soruşturulmuş olmamasının hesabının yüzlerce insanın ailesine, yakınlarına verilmesi gerekmez mi? Yargının itibarının yerlerde gezindiği bugünkü ortamda hangi mahkemeden adil bir karar çıkabilir ki? Bu ortam elbette suçlular için rahatlatıcıdır... Maalesef, bugün de Hrant Dink’in hedef gösterildiği ve cinayetin işlendiği yıllarda hakim olan iklim ve ideolojinin benzeri hakim. Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir? Bugün herhangi biri çıkıp “Hrant Dink’in öldürülmesinde Ermeni olmasının etkisi yok” diyebilir mi? Bu mekanizmanın kılcal damarlarına kadar işlemiş ırkçılık nasıl inkar edilebilir?’’ denildi.

Bakırcıoğlu: ‘‘Verilen karar önemli ölçüde hatalar içeren bir karardır, itiraz edeceğiz’’

Duruşma sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Dink ailesi avukatı Hakan Bakırcıoğlu, karara itiraz edeceklerini açıkladı.

Bakırcıoğlu, ‘‘Hrant Dink’e yönelik linç kampanyasını örgütleyenler hakkında iddianame düzenlenmedi. Bu cinayette sorumluluğu olan, iştirak eden devlet görevlilerinin önemli bir kısmı hakkında iddianame düzenlenmedi. Soruşturmada esas olarak cinayetin kararını kimlerin verdiği ve hangi süreçlerden geçirilerek bu cinayetin işlendiği somut olarak açığa çıkarılmadı. Sınırları ve kapsamı belirlenmiş olan bu davada verilen karar önemli ölçüde hatalar içeren bir karardır. 2012 yılında da yine bu mahkeme tarafından verilen bir karar olmuştu ve bu karar Yargıtay tarafından 2013 yılında bozulmuştu. Bugün Hrant Dink cinayetini tam olarak açığa çıkarmayan, cinayette sorumluluğu olan birçok kişinin beraatı ile sonuçlanan ve sorumlular hakkında hüküm kurmayan bu karar da bozulacaktır. Biz bu karara itiraz edeceğiz, yargılamanın hakkıyla yapılması için sonuna kadar zorlayacağız’’ dedi.

Aydın: ‘‘Bu kararla bu adalet mücadelesi sona ermedi, Hrant Dink cinayetine karar verenler ortaya çıkmalı’’

Yıllardır duruşmaları izleyen ‘Hrant’ın Arkadaşları’ adlı grup karar duruşmasını az kişiyle takip etti. Duruşma sonrası konuşan Bülent Aydın, adalet arayışlarının süreceğini vurguladı.

Aydın, ‘‘Bu davanın bu cinayetin üzerindeki karanlık perdeyi kaldırmadığını bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Biz ilk günden beri nasıl bu cinayette payı ve parmağı olan herkesin mahkeme karşısına çıkması ve hak ettiği cezaya çarptırılmasına kadar bu davayı takip edeceğimizi, adalet mücadelesini sürdüreceğimizi defalarca söyledik. Bugün bir kez daha söylüyoruz. Hrant Dink cinayetine karar verenler ortaya çıkmalıdır. ‘Öldür’ diyenler yargılanmalıdır. Hrant için adalet gerçekleşmelidir. Bu nedenle bu kararla bu adalet mücadelesi sona ermedi. Belki yeni bir aşamasına geçti’’ ifadelerini kullandı.

Karar duruşmasına Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile yerli IPI ve CPJ gibi yabancı örgütlerin ilgi göstermediği dikkat çekti.

Önderoğlu: ‘‘Bazı noktalar karanlıkta, kararın bugünün siyasi hesaplarına malzeme yapıldığı endişesini taşıyoruz ’’

Duruşması izleyen Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, davanın siyasi hesaplar üzerinde karara bağlandığı yönünde endişe duyduğunu söyledi.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Önderoğlu, ‘‘Gazeteci Hrant Dink ile ilgili davaları 14 yıldır takip ediyoruz. 2010’larda Hrant Dink dosyası Ergenekon davasında nasıl bir manipülasyon aracı olarak kullanıldıysa bugün de bugünün siyasi hesaplarına malzeme yapıldığı endişesini taşıyoruz. İstanbul Emniyeti’nin tamamen Hrant Dink dosyasından kurtarılması (cezasız bırakılması)Trabzon Emniyeti’nin, keza... Bunlar bizim için soru işareti taşıyor. Hrant Dink’in peşine düşen Trabzon’daki çetenin neden serbestçe hareket ettiği konusu hala karanlık. Eğer biz gerçekten Türkiye toplumunun güvenli bir toplum olmasını istiyorsak, aydın ve gazetecilerin serbestçe hareket etmesini istiyorsak bu gibi cinayet dosyalarını herhangi bir (siyasi) amaca alet etmemiz gerekiyor’’ dedi.

Danzikyan: ‘‘Hrant Dink’i hedef haline getirenler soruşturulmadı, MİT görevlileri ifade vermedi’’

Hrant Dink’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Yetvart Danzikyan, adaletin tecelli etmediğini dile getirdi.

VOA Türkçe’nin konuştuğu Danzikyan, ‘‘Zaten eksik bir dosya idi bu. Hrant Dink’i hedef haline getirenler soruşturulmadı. ‘Hrant Dink’i vur’, diyenler ortaya çıkmadı. Siz de gördünüz. Evet ağırlaştırılmış müebbet, müebbet var, hapis cezaları var. Ama Hrant Dink’in hangi mekanizmayla öldürüldüğü ortaya çıkmış açıklanmış değil. Hrant Dink i hedef haline getirenler soruşturulmuş değil. Onunla görüşme yapan MİT görevlileri gelip ifade vermediler. Dolayısıyla şunu da söyleyeyim bugünkü karara da baktığımız zaman Hrant Dink’i koruma yükümlüğü olan İstanbul Emniyeti’ne neredeyse hiçbir ceza çıkmadı. Trabzon’daki örgütü dağıtmayanlar için bir ceza çıkmadı. Eksik bir dosyaydı adaletin tecelli ettiğini söylemek mümkün değil’’ diye konuştu.