Macron ve Sarkozy'den Yeni Türkiye Açıklamaları

France 5 televizyonunun "Erdoğan: Avrupa'ya Meydan Okuyan Sultan" adlı belgeselde konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’nin Fransa seçimlerine müdahalesinden kaygılandığını söyledi. Eski Cumhurbaşkanı Sarkozy de Türkiye’nin AB değerlerine uyum sağlayacağına inanmadığını kaydetti

Macron ve Sarkozy'den Yeni Türkiye Açıklamaları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2 Mart'ta yaptığı görüşmeden sonra France 5 televizyonuna verdiği söyleşide, "Türkiye'nin bir sonraki Fransız cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale girişimlerinde bulunmasından endişe ediyorum. Bunlar yazılı, örtülü bile değil. Elbette bu kabul edilemez" dedi. Ancak Macron, "Türkiye'nin Avrupa'ya sırtını dönmemesi için diyaloğun şart olduğunu" söyledi. Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de "Bana kalırsa Erdoğan İslamcı olmaktan çok kendine hizmet eden bir politikacı" şeklinde konuştu.

Macron, 2 Mart'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı video konferans görüşmesinden sonra France 5 televizyonuna konuştu. Macron ve Sarkozy'nin de katıldığı "C dans l'Air" adlı program tarafından hazırlanan "Erdoğan: Avrupa'ya Meydan Okuyan Sultan" başlıklı belgesel Salı akşamı yayınlandı.

Macron, "İslamcı ayrılıkçılık" ile ilgili sonbaharda yaptığı konuşmanın ardından, "Türk devleti tarafından bir yalan politikası izlendiği ve bu yalanın Türk devleti tarafından kontrol edilen medya organları ve bazı büyük Katar TV kanalları tarafından da yayıldığını" söyledi. Emmanuel Macron, kendisine yönelik "İslamafobi" suçlamalarının ardında "çok net bir biçimde politik bir rant söz konusu" olduğunu öne sürdü.

Macron, "Büyük medyanın da yardımıyla, 'Eğer Fransa'nın bizimle bir sorunu varsa, İslamla sorunu var' mesajı yayıldı. Bu bir politik rant girişimi. Bir kaç hafta boyunca, bölge ülkeleri tarafından, Magrep'te, Asya'da hiç söylemediğim sözleri bana atfettiler. Ben hiçbir zaman Hz. Muhammed karikatürlerini desteklediğimi söylemedim, ifade özgürlüğünden söz ettim. Ama El Cezire'ye konuştum ve kendimi anlattım. Erdoğan ile konuştum, kötü çevirinin kurbanı olabileceğini söyledim. Aldanmış değilim elbet, ama bunlara da izin veremem" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin bir sonraki Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine karışmasından da endişe ettiğini dile getiren Macron, Ankara hükümetinin Almanya'da 2017 yılında yapılan seçimlerde Türk göçmenlerden "Merkel'e karşı oy kullanmaları" çağrısı yaptığını belirterek, "Elbette, bir sonraki seçimlerde Türkiye tarafından müdahale girişimleri olacaktır. Bu yazılı, örtülü değil. Tehdit uçmadı, yok olmadı. Bu kabul edilemez. Aydınlık ilkeleri zayıflatma projesi var" dedi.

"Herşeye rağmen diyalog"

Türkiye'nin Suriye'de ve Libya'da çok ciddi yanlışlar yaptığını, NATO'nun da bunlara yeterince tepki vermediğini belirten Macron, NATO'nun, Türkiye'nin NATO içindeki yerini netleştirmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıl başından bu yana yeniden ilişki kurmak isteğini "not ettiğini" söyleyen Macron, "Şimdi bu yaklaşıma inanmak istiyorum. Ama çelişki olursa, arkada böyle bir manevra söz konusu ise daha barışçı bir ilişkiye giremem" diye konuştu.

"Türkiye ile daha sert olunursa daha ileri gitme riski olduğunu" kaydeden Macron, "Daha sert olursak, bu, Türkiye'nin ileri gitme riskini almak demek. Bu konuda çok hassasım. Avrupa'ya sırtını dönmemesi ve bizim için daha fazla dini aşırılığa veya olumsuz jeopolitik seçimlere yönelmemesi için her şeyi yapmalıyız. Türkiye ve Rusya ile diyaloğa devam etmeliyiz. Bu iki büyük güç" dedi.

Macron, "Türkiye hala bir müttefik mi?" sorusuna da, "Evet hala müttefik. Türkiye 3 milyon göçmen ağırlıyor. Bu büyük bir yük. Bu politik bir gerçek. Ben şantajı hiç kabul etmedim. Ama bir sorumluluk alıyor ve bir rolü var. 'Artık sizinle çalışamayız, müzakere yok' derseniz, kapıları açarlar ve Avrupa'ya gelen 3 milyon mülteciniz olur. Türkiye ile birlikte çalışmalıyız" yanıtını verdi.

Sarkozy: "Belki aptalız ama çoğunluktayız"

Belgeselde konuşan ve "Türkiye'nin AB yolculuğunu engelleyen siyasetçi" olarak tanımlanan Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de "O dönem benim sorunum Erdoğan'ın kendisiyle değildi. Benim sorunum Türkiye'nin Avrupa'lı olmamasıydı. Avrupa, Türkiye'ye karşı diplomaside gerçek bir iki yüzlülük sergiledi. Kimse doğruları söylemeye cesaret edemedi, ama ben Türkiye'ye gerçekleri söylemeyi, dürüst olmayı seçtim. Çünkü o ülkeyi ve Türk halkını seviyorum.Türkler, doğrudan konuşan, cesur, dürüst insanlar" dedi.

Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması kararını imzalayan Fransız lider Jacques Chirac'ın "11 Eylül sonrası medeniyetler çatışması görüntüsünden kaçınmak için Türkiye'nin adaylığını savunduğunun" hatırlatılması üzerine Sarkozy, şunları söyledi:

"Chirac'ın bu konudaki duruşunu biliyorum. Bakanlar Kurulu'nda, 'Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı çıkanlar aptaldır' dedi. Ben de kendisine, 'Belki aptalız ama çoğunluktayız' yanıtını verdim. Erdoğan agresif diyorsunuz, bu başkalarıyla bazı konuları ele almak için bir yöntem. Erdoğan'ın göçmenlerle ilgili şantajı kabul edilemez. Yunanistan'a şantajı kabul edilemez. Ama şunu unutmayın, size kötü bir üslupla konuşuluyorsa, buna izin veriyorsunuz demektir."

"Kimlik bir patoloji değildir"

Sarkozy, "Erdoğan'ın gizli bir İslamcı gündemi mi var?" sorusuna da "Bana kalırsa Erdoğan İslamist olmaktan çok kendine hizmet eden bir politikacı. Yanılıyor olabilirim ama kendisini defalarca gördüm, son derece pragmatik, sert olabilen birisi... Ayasofya'yı cami yaptığında ben İslamcı bir projeden çok, büyük bir dini anlamı olan bir yeri politik bir araç olarak kullandığını görüyorum" yanıtını verdi.

Sarkozy, "Erdoğan'ın yayılmacı projeleri hakkında ne düşünüyorsunuz" sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Türkler'i, hevesleri olmasından dolayı suçlamıyorum. Benim eleştirdiğim, Avrupa'yı içerden yok etmek istemeleri. Eğer AB'ye girmesine izin verseydik, bu olabilirdi. Türkiye'yi, AB liderler zirvesinde düşünün. Daha mı zor, daha mı kolay olurdu herşey? Türkiye'nin AB değerlerine uyum sağlayabileceğine inanmıyorum, çünkü bu İngilizlerle de olmadı, Türklerle olabileceğine siz inanıyor musunuz? İki lider oturup, Türk tarihi, Türk kültürü, Osmanlı İmparatorluğu yokmuş gibi konuşabilir mi? 'Kimlik bir patoloji (hastalık) değildir' demiş büyük dahi Levi-Strauss."