Soyer’den Hükümete Depreme Karşı Birlikte Çalışma Çağrısı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 115 kişinin ölümüne neden olan depremin ardından yaşananları, yürütülen yardım çalışmalarını ve yeni bir depremin yol açacağı hasarı en aza indirmek için bundan sonra atılacak adımları VOA Türkçe’ye anlattı

Soyer’den Hükümete Depreme Karşı Birlikte Çalışma Çağrısı
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 115 kişinin ölümüne neden olan depremin ardından yaşananları, yürütülen yardım çalışmalarını ve yeni bir depremin yol açacağı hasarı en aza indirmek için bundan sonra atılacak adımları VOA Türkçe’ye anlattı.

Depremin ardından yürütülen çalışmaları üç başlıkta toplayan Soyer, “Bunlardan ilki arama, kurtarma çalışmasıydı. Hem İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Arama, Kurtarma, Sağlık (AKS) ekipleri hem AFAD ekipleri hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen arama kurtarma ekipleri olağanüstü bir çalışma yaptı ve 107 vatandaşımızı kurtardı. İkincisi, evleri yıkılan, hasar gören vatandaşların dışarıdaki hayatlarını koordine etmeye yönelik çalışmalardı. Depremin olduğu günün akşamı 259 çadır kurarak başladık bu çalışmaya. İlk anda sadece çadır ve battaniye peşinde koşmuştuk. Ama ondan sonra ihtiyaçlar çeşitlendi. Biz de o ihtiyaçları gidermek için elimizden ne geliyorsa yapmaya çalıştık. Orada da bir anda fark ettik ki olağanüstü büyük bir dayanışma var. Sadece İzmir’den değil, Türkiye’nin her yerinden yardım akıyor. Gördük ki en anlamlı çalışma bunun koordinasyonu, organizasyonu olacak. O nedenle en çok buraya konsantre olduk. Geldiğimiz noktada da çadırlarda yaşayan vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını gideriyor noktadayız” dedi.

Üçüncü başlığı yeni bir depreme hazırlık olarak tanımlayan Soyer, yaşanan depremin İzmir’de beklenen deprem olmadığını vurguladı: “Bu sadece bir uyarı aslında. 70 kilometre mesafede, denizde, üstelik de çok bilinmeyen bir fayın kırılmasıyla bu hasar ortaya çıktı. İzmir fayının bu şiddette kırılmasıyla ortaya çıkabilecek bir deprem çok daha büyük felaketlere yol açabilir. O nedenle hızla çözüm üretmek mecburiyetindeyiz. Biz Deprem Daire Başkanlığını, Toplum Sağlığı Daire Başkanlığını daha önceden kurmuştuk. Ama çok daha köklü tedbirler almamız gerektiği ortaya çıktı”.

“11 bini aşkın hanenin tamamı için kısa vadede ihtiyaçlarını giderecek çözüm ürettik”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı depremzedelere yönelik yardımlarla ilgili olarak da şu bilgileri verdi: “4 bin 239 ağır hasarlı, yıkılmış veya acilen yıkılması gereken yapımız var. 6 bin 929 da orta hasarlı binamız var. Yani yaklaşık 50 bin vatandaşımız şu anda evinde oturabilir durumda değil. Biz 4 bin 239 haneyle ilgili şu seçenekleri sunduk; Her bir aileye isterlerse beş aylık kira bedeli karşılığında 10 bin lirayı hesaplarına yatırmak, isterlerse Uzundere’deki dayayıp döşediğimiz konutlarımızı bir yıl kira bedeli almadan kullanmak. Hilton’daki 380 odayı da onların kullanımına açıyoruz. Ayrıca vatandaşlarımızın paylaştığı, şu an itibariyle sayısı 203’e çıkan konutları da onların kullanımına açıyoruz. Kısacası 4 bin 239 aileyle ilgili kısa vadeli çözümü üretmiş durumdayız. 6 bin 929 ailemizle ilgili de meclise 35 milyon liralık acil yardım paketi getirdik. Her birine acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere beşer bin lira ödeyerek bir çare üretmiş oluyoruz. Geldiğimiz noktada 11 bini aşan hanenin tamamına dokunarak en azından kısa vadede ihtiyaçlarını giderecek çözümleri üretmiş olduk”.

“Yerel yönetim reformuna ihtiyacımız var”

Bundan sonra yeni bir depremin yaratacağı hasarı en aza indirmeye yönelik çalışmalara yoğunlaşacaklarını söyleyen Soyer, bunun için yeni bir yasal düzenleme gerektiğini söyledi: “İmar mevzuatımız 1985 yılında çıkan bir mevzuat. Afet yasası 1959 tarihli. Hem yeteri kadar iyi çözüm üretmemesi hem farklı mevzuatlarda farklı yorumlara açık tanımlar ve testler yapılmış olması hem de daha köklü bir bakış açısına ihtiyaç olması nedeniyle bir yerel yönetim reformuna ihtiyacımız var. Ama mevzuat değişikliği yetmeyecek. Bununla ilgili finansman kaynaklarının ortaya konması lazım. Şimdi biz mesela kuracağımız ekiplerle, yapı kontrol laboratuvarıyla 1999 öncesi tüm yapıların kontrolünü yapacağız. Peki yıkım kararı alınması gerektiğini gördüğümüz zaman nasıl yıkacağız? Yerine ne koyacağız? Nasıl koyacağız. İşte burada o finansman modelinin oluşması lazım”.

“Biz hükümetimizle birlikte el ele çalışmayı sürdürmek istiyoruz. Günümüzdeki bu kutuplaşmanın, siyasi ayrışmanın bu derde derman olacağını düşünmüyorum” diyen Soyer, halkın da kentsel dönüşüme katılımını sağlayacak bir ortam oluşturulması gerektiğini belirtti. Soyer, bu noktada belki de uluslararası finans kuruluşlarının da devreye sokulabileceğini söyledi.

“Şu anda el ele vermemiz gerekiyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın depremde yıkılan binalarla ilgili CHP’li belediyeleri eleştirmesine ve “İzmir depremi CHP’nin enkaz altında kaldığı bir depremdir” eleştirisine de cevap veren Soyer, “Tabii ki yıkılan binaların sorumluları bulunmalı, hesap sorulmalı. Buna hiçbir itirazım yok. Zaten adli süreçler işlemeye başladı. Fen işleri sorumlularıyla, müteahhitleriyle ilgili yürüyor. Daha başka sorumlu olan kim varsa ortaya çıkmalı. Ama bu bence adliyenin, hukuk sisteminin işi. Bizim konsantre olmamız gereken, üzerine toz kondurmamamız gereken gelecekte ne yapacağımız. Bunu yapacaksak birlikte yapacağız. O nedenle bu birlikteliğe toz kondurmaktan kaçınmak mecburiyetindeyiz. Bundan daha kıymetli bir şeyimiz yok. Siyasetçinin odaklanması gereken meselenin tam da bu olduğunu düşünüyorum. Eğer siyaset hayatı dönüştürme sanatıysa, şu anda el ele vermeyi gerektiriyor. Bunu yapmayanlar doğru siyaset yapmıyorlar. Bütün bugüne kadarki ayrışmanın dışında hepimizin bu birlikteliğe el vermesi, destek olması, korumaya çalışması lazım. Bu birlikteliği ne kadar sürdürebilirsek o kadar hızlı, o kadar doğru sonuç alacağız” dedi.

“AFAD’la, bakanlığımızla tam bir koordinasyon içindeyiz”

Soyer, depremin ilk anlarında merkezi yönetimle bağlı kurumlarla belediyeye bağlı kurumlar arasındaki işbirliği konusunda da şunları söyledi: “İlk anlarda dizorganizasyon (düzensizlik) hatta rekabet hali vardı belki. Ama bu, ilk günden sonra değişmeye başladı. Koordinasyon öne çıkmaya başladı. Şu anda AFAD’la da bakanlığımızla da tam bir koordinasyon içinde çalıştığımızı söyleyeyim. Hiç birbirimizi üzecek, kıracak bir şey yapmıyoruz. Herkes elinden gelenin maksimumunu yapıyor. Şu anda da arkadaşlarımız Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın uzmanlarıyla, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Planlama Dairesi yetkilileri bir arada çalışıyorlar. İlçe ilçe bir çalışma yürütüyorlar. Bundan da çok memnun olduğumu söylemeliyim”.

Soyer, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretiyle ilgili olarak da bakana teşekkür etti.

Tunç Soyer, “Afet zamanları aslında bize, bizi birbirimizden ayıran sebeplerden çok daha fazla birleştiren sebep olduğunu gösteriyor. Bu dayanışmanın başka bir izahı yok. Farklılıkların hepsi unutuldu, arkada kaldı. Bizi birleştiren sebepler çok güçlü biçimde öne çıktı. Bunun ne kadar değerli olduğunu afet bize gösterdi. Diliyorum ki bu, hafızamızdan çıkmasın ve iyi günde de bu birlikteliği sürdürebilelim. Aksi takdirde bizim güvenilebilir şehirler inşa etmemiz mümkün değil” diye konuştu.