Türkiye’de BioNTech Aşısı İlgi Görüyor

Türkiye’de Corona virüsü salgınına karşı yürütülen aşılama programında, Çin menşeili SinoVac/CoronaVac aşısının ardından, tercihe bağlı olarak Almanya üretimi BioNTech aşısı da vatandaşlara uygulanmaya başladı ve basın kartı sahipliği şartıyla gazetecilere aşı önceliği tanındı

Türkiye’de BioNTech Aşısı İlgi Görüyor

Türkiye’de Corona virüsü salgınına karşı yürütülen aşılama programında, Çin menşeili SinoVac/CoronaVac aşısının ardından, tercihe bağlı olarak Almanya üretimi BioNTech aşısı da vatandaşlara uygulanmaya başladı ve basın kartı sahipliği şartıyla gazetecilere aşı önceliği tanındı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bizzat SinoVac şirketine ait corona virüsü aşısı olması itibariyle 14 Ocak’ta Türkiye’de resmen aşılama programı, ilk önce sağlık çalışanlarına aşı yapılmasıyla hayata geçirilmişti. Çin’de üretilmiş 3 milyon doz SinoVac/CoronaVac aşısı, Aralık ayı sonunda Türkiye’ye ulaşmış ve 14 günlük güvenlik testi süreci sonunda “Acil Kullanım Onayı” verilmesiyle uygulamaya başlanmıştı.


Koca’nın ardından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aşı olmuş ve topluma aşı olmaları çağrısında bulunmuştu. Ancak aşılama programında sadece Çin menşeili aşı tercihi yapılması ve Türkiye’ye ulaşması gerekli aşılarda gecikme olduğu iddiası tartışılmaya devam etti. Bu noktada Türkiye’nin Çin’den aşı ithal edebilmek için Uygurlar politikasında tavizde bulunduğu iddiası da muhalefet partilerince gündeme getirildi.

Bakan Koca duyurdu, BioNTech aşılaması başladı

Sağlık Bakanı Koca, son olarak 1,4 milyon BioNTech-Pfizer aşısıyla birlikte toplam 10 milyon dozun daha 25 Mart’ta Türkiye’ye ulaştığını duyurdu. Nisan ayı başında Almanya üretimi BioNTech-Pfizer aşısından toplam 4,5 milyon dozun Türkiye’de olacağını söyleyen Koca, “Buna ek olarak 30 Milyon dozluk opsiyonlu anlaşma yapılmıştır. Başında Türk bilim insanlarının bulunduğu BioNTech’in üretim kapasitesi arttıkça, Türkiye aşıdan daha fazla yararlanacak. Sırası geldiğinde vatandaşlar isterlerse BioNTech aşısı da yaptırabilecek” açıklaması yaptı.

Aşılama programında bugünlerde 60 yaş üzerindeki nüfus ve kronik hastalığı olanlara aşı yapılmaya devam ediliyor. Bu kapsamdaki vatandaşlara Sağlık Bakanı’nca yapılan açıklamayla birlikte Türkiye’de kent merkezlerindeki devlet hastaneleri bünyesinde BioNTech aşısı da yapılmaya başlandı.

Soğuk zinciri koruma gerekçesiyle dağıtımı sınırlı yapıldı

Diyarbakır gibi bazı kent merkezlerine ise henüz BioNTech aşısı ulaşmaması nedeniyle vatandaşlar, aşı randevusu almak istediğinde e-devlet /e-nabız sistemi ekranında sadece SinoVac aşısını tercih etmek zorunda kalıyor.

Başkentte ise sadece Ankara Şehir Hastanesi’nde aşı olma seçeneği seçildiği takdirde vatandaşlar, BioNTech aşısı olabiliyor.

BioNTech aşısında soğuk zinciri korumak gerektiği için SinoVac aşısı gibi dağıtımının ülke geneline yaygın şekilde yapılamadığı iletildi. Bu nedenle aile hekimleri bünyesinde BioNTech aşısı seçeneği olmadığı ve sadece hastanelerde uygulanacağı bilgisi verildi.

Şirket sorumluluğu kabul etmediği için onay formu hazırlandı

BioNTech-Pfizer talebiyle SinoVac aşısından farklı olarak bu aşıyı olacak vatandaşlara öncesinde “bilgilendirme ve onay formu” da imzalatılması da dikkat çekti. Formda, aşıyla ilgili “uzun süreli etkileri ve verimliliği şu an bilinmediği, bilinmeyen yan etkileri olabileceği” gibi bilgilere yer verildi. Formda bu aşıyla ilgili “oluşabilecek maddi ve manevi zararlar konusunda üretici firma sorumlu olmayacağını beyan etmektedir” ifadesiyle tüm sorumluluk bir anlamda vatandaşlara bırakıldı.

Gazetecilere öncelik tanınmasında basın kartı şartı tartışılıyor

Sağlık Bakanlığı, 1 Nisan itibariyle Türkiye’deki aşılama programı kapsamına “öncelik tanınmasıyla” gazetecileri de dahil ettiğini duyurdu. Dolayısıyla 60 yaş üzerindeki nüfus ve kronik hastalarla birlikte gazetecilere de aşı yapılmaya başlandı. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın sadece “basın kartı sahibi” gazetecileri öncelik kapsamına alması ise meslek örgütlerince tepkiyle karşılandı.


Türkiye’de özellikle internet medyasında görev alan gazeteciler için halen 212 sayılı Basın Kanunu kapsamında çalışabilmeleri için yasal düzenleme yapılmamış olması nedeniyle basın kartı alma hakkına sahip olmamaları tartışılıyor. Son olarak Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin açtığı davada, Danıştay tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın basın kartı sahipliğine “keyfi müdahalesi” dolayısıyla kart alamayan gazeteciler de söz konusu.

DİSK’e bağlı Basın – İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, iktidarca hali hazırda yasal açıdan basın kartı alma hakkı olanlar arasında da ayrımcılık yapılarak turkuaz kart verilmediğini söyledi. İnternet medyası açısından hukuki düzenleme yapılmamış olduğunu vurgulayan Eren, sahada görev alan bütün gazetecilere ayrım yapılmaksızın aşı yapılması gerektiğini ve kimin gazeteci olduğu öğrenilmek isteniyorsa Sağlık Bakanlığı’nın meslek örgütlerini muhatap alması gerektiğini bildirdi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin de, “Salgın döneminde hep alanda olan gazetecilere nihayet aşı yapılabilmesi önemli bir gelişmedir. Teşekkür ederiz. Ancak hayati bir konuda basın mensupları arasında ayrım yapmak, yakışıksız ve üzücüdür. Basın kartı verilmeyen, yenilenmeyen, başvuruları her nedense yıllardır ‘incelemede’ olan ve tabii internet medyasında görev yapan arkadaşlarımız da gazetecidirler, ayrım yapılmamalıdır” açıklaması yaptı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası da, “Toplumun doğru haber alması için çalışan meslektaşlarımızın aşıda öncelik listesine eklenmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Aşı uygulamasının basın kart ya da 212 şartı aranmaksızın tüm gazeteci ve medya çalışanlarını kapsaması için girişimlerimize devam ediyoruz” duyurusunda bulundu.

Gazeteciler BioNTech aşısına ilgi gösterdi

Başkentte aralarında VOA Türkçe ekibinin de bulunduğu basın mensupları, Ankara Şehir Hastanesi’nde aşı olmaya başladı. Gazetecilerce çoğunlukla BioNTech aşısını tercih ettiği görüldü.

Hem vatandaşlar hem de basın mensupları, BioNTech aşısını tercih nedenlerini “Avrupa Birliği ülkelerince gelecek aylarda vize ön koşulu olarak Avrupa ülkelerinde uygulanmış aşı şartı getirebileceği ihtimali” ve “Almanya’da bu aşının üretilmesine imza atılan Özlem Türeci ile Uğur Şahin’e duyulan güven” gibi ifadelerle açıkladı.