"Türkiye'yle Diyaloğu Kesmek Bize Fayda Sağlamaz"

AB Zirvesi öncesinde Türkiye'yle ilişkiler konusunu ele alan Almanya Başbakanı Angela Merkel, zirvede Türkiye'yle ilişkilerin önemli rol oynayacağını, ancak görüşmelerin kolay geçmeyeceğini kaydetti

"Türkiye'yle Diyaloğu Kesmek Bize Fayda Sağlamaz"

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Brüksel'de Avrupa Birliği hükümet liderlerini bir araya getirecek zirveden önce, "AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sıkılaştırılmasını arzuluyoruz. Ancak Türkiye'nin insan hakları ve hukukun üstünlüğü kriterlerine uymasını da bekliyoruz" dedi.

Federal Parlamento’da 18 Nisan’a kadar sertleştirilerek uzatılan Corona tedbirleri konusunda bir konuşma yapan Merkel, AB Zirvesi ve Türkiye ile ilişkilere de değindi. Perşembe ve Cuma günü video konferansla yapılacak zirvede Türkiye ile ilişikilerin önemli bir rol oynayacağını ve bu konudaki görüşmelerin kolay geçmeyeceğini söyleyen Merkel, "Buna rağmen bir sonuca ulaşacağımızı umut ediyorum" şeklinde devam etti.

Konuşmasında Türkiye‘nin NATO üyesi bir müttefik olmanın yanısıra stratejik öneme sahip olduğunu da vurgulayan Merkel, "Türkiye, Doğu Akdeniz'de Yunan karasularında provokasyonlara neden oldu. Ancak şimdi gerilimi azalttığına dair işaretler görüyoruz, Yunanistan’la diyaloğun yeniden başlaması olumlu bir gelişme" ifadesini kullandı.

İki ülke arasındaki ilişkilerin zorlu bir dönemden geçtiğine atıfta bulunan Başbakan, "Almanya’nın burada yıllardır yaşayan Türk kökenliler nedeniyle Türkiye ile özel bir ilişkisi var. Almanya'nın Türkiye ile özel bir ilişkisi olsa da oradaki insan haklarını göz önüne almak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine değinen ve bunu "çok çok üzüntü verici" olarak niteleyen Merkel, "İlişkilerimizde Türkiye’deki iç siyasi duruma da bakmamız gerekiyor, bazı durumlarda insan hakları ihlalleri kabul edilemez" diye ekledi. Merkel, "Türkiye ile diyaloğu kesmek, bize fayda sağlamaz" ifadesini kullandı.

AB ile Türkiye arasında 2016‘da imzalanan mülteci anlaşmasının başarılı olduğunu söyleyen Merkel, "Türkiye'nin sığınmacı politikasındaki başarılarını vurgulamamız önemli. Berlin'in nüfusu kadar, 3,6 milyon Suriyeli kabul ettiler" dedi. Alman başbakanı, sözleşmenin tüm eleştirilere rağmen "yenilenmesi” gerektiğini savunurken, "Bu sözleşmenin eleştirildiğini biliyorum. Ancak olumlu yanlarının ağır bastığını da belirtmek istiyorum. İnsan kaçakçılarına karşı etkili bir mücadele veriliyor. Ege’de çok daha az insan boğularak yaşamını yitiriyor. Türkiye çok daha fazla sayıda Suriyeli mülteci kabulleniyor. Bu anlaşmanın devamı her iki tarafın da çıkarına" diye konuştu ve AB tarafından Türkiye’ye verilen mali desteğin mültecilere ulaştığını vurguladı.

İLGİLİ HABERLER

AB'de Türkiye Kararı Liderlere Bırakıldı

"Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının korunması sağlanmalı"

Türkiye’nin, mülteciler için AB'den daha fazla maddi yardım istediği biliniyor.
Merkel’in açıklamasına paralel, bazı Alman siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye ile iş birliğini geliştirmek yerine, temel hak ve özgürlüklerden taviz verilmeyeceğine ilişkin açık bir mesaj verilmesini talep etti. Yeşiller Partisi’nden Federal Meclis Başkan Yardımcısı Claudia Roth, Alman hükümetinin Türkiye’ye baskı uygulaması gerektiğini söyledi. "Federal Hükümet, elindeki tüm imkanları değerlendirerek, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının korunmasını sağlamalı" diyen Roth, "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hassas olduğu konu ekonomi. O yüzden AB sert yaptırımlarla, demokratik değerleri korumalı" ifadesini kullandı.

Hür Demokrat Parti (FDP) Meclis Grup Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff da Avrupa Birliği'ne Türkiye konusunda tutumunu netleştirme çağrısı yaptı. Türkiye'nin AB üyelik sürecinin sona erdirilmesi gerektiğini savunan Lambsdorff, "Devlet ve hükümet başkanları uzun süre önce ölmüş ve bir hortlağa benzeyen AB üyelik sürecini sona erdirmeli ve Türkiye ile ilişkileri yeni bir temele oturtmalı" diye konuştu.

Mültecilere yardım kuruluşu Pro Asyl yöneticisi Günter Burkhardt ise Türkiye’ye sığınan Afganlar'ın çok kötü şartlar altında yaşadıklarını iddia ederek, mülteci mutabakatının yenilenmesine karşı tavır aldı.