11 Eylül Saldırıları Tüm Dengeleri Değiştirdi

Yaklaşık 3 bin kişinin öldüğü 11 Eylül saldırıları, o tarihe kadar, kendi topraklarında büyük çaplı bir saldırıya uğrama olasılığını zayıf gören Amerika’yı derinden sarstığı gibi, daha birçok ülkeyi ve uluslararası ilişkileri tamamen değiştirdi

Bugün 11 Eylül saldırılarının 20’nci yıldönümü. Bu 20 yılda Amerika’da hayat temelinden sarsıldığı gibi teröre karşı başlatılan savaş, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere tüm dünyada dengeleri tamamen değiştirdi. Peki 20 yılda neler yaşandı?

11 Eylül 2001’de dört yolcu uçağı kaçırıldı. İkisi New York'taki Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerine, üçüncüsü Washington'da Savunma Bakanlığı Pentagon binasına çarptırıldı.

Dördüncü uçaksa yolcuların, hava korsanlarını etkisiz hale getirme girişimi sonucunda Pennsylvania eyaletinde boş araziye çakıldı.

Aradan 20 yıl geçti. Yaklaşık 3 bin kişinin öldüğü bu saldırılar, o tarihe kadar, kendi topraklarında büyük çaplı bir saldırıya uğrama olasılığını zayıf gören Amerika’yı derinden sarstığı gibi, daha birçok ülkeyi ve uluslararası ilişkileri tamamen değiştirdi.

Amerikan Yönetimi, saldırıları düzenleyen El Kaide ve lideri Usame bin Ladin’i barındıran Afganistan’ı ve o ülkede iktidarda olan Taleban’ı hedef aldı.

Dönemin başkanı George Bush, iki yıl sonra, 2003’te saldırı tehdidi bulunduğunu öne sürerek sekiz yıllık Irak işgalini başlattı. Başka bölgelerde de el Kaide ve destekçisi gruplara karşı operasyonlar düzenlendi.

2009 yılında iktidara gelen Başkan Barack Obama Irak ve Afganistan savaşlarına son vermeyi vadetti, terör şüphelilerinin sorgulanmasında kullanılan işkence türevi uygulamalar yasaklandı.

Obama, terör zanlılarının tutulduğu ve işkencelerle dünya gündemini meşgul eden Küba’daki Guantanamo hapishanesini kapatma sözü de verdi, ancak bu sözünü yerine getirmedi.

Saldırıların 10'uncu yılında Obama Yönetimi, El Kaide lideri Usame bin Ladin'i Pakistan'da öldürdü.

Obama, Usame bin Ladin’in öldürüldüğü haberini şu sözlerle açıkladı: "Bugün, benim emrimle Amerika, Pakistan'ın Abbottabad kentindeki bu yerleşkeye yönelik hedefli bir operasyon başlattı. Amerikalılardan oluşan küçük bir ekip, olağanüstü cesaret ve yetenekle operasyonu hayata geçirdi. Hiçbir Amerikalı zarar görmedi. Sivil can kaybından kaçınmaya özen gösterdiler. Bir çatışmanın ardından Usame bin Ladin'i öldürüp cesedine el koydular.”

11 Eylül saldırılarının ardından başlayan savaşlar ancak 20 yılın sonunda Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesiyle sona erdi. Ancak terörle mücadele ortadan kalkmadı.

"ABD içinde olası büyük saldırılara karşı koruma sağlandı"

Amerika’nın son 20 yıldaki terörle mücadele stratejisini VOA Türkçe’ye değerlendiren Washington’daki Brookings Enstitüsü kıdemli uzmanı Michael O’Hanlon, ülkede bir daha 11 Eylül çapında büyük terör saldırılarının yaşanmamış olmasını bir başarı olarak tanımladı.

O’Hanlon, “Açık ara en büyük başarı, ülke içinde olası büyük saldırılara karşı koruma sağlamak oldu. 11 Eylül’den beri Amerika topraklarında Selefiler’ce ya da aşırı İslamcı şiddet nedeniyle 100 civarında Amerikalı öldürüldü ve bu can kayıpları esasen dört büyük olayda yaşandı. Fort Hood silahlı saldırısı, San Bernardino saldırısı, Orlando gece kulübü trajedisi ve New York’ta sekiz yayanın hayatını kaybettiği kamyon trajedisi. Bunların dışında bir ya da iki kişinin hayatını kaybettiği küçük çapta saldırılar da düzenlendi. Ancak Savunma Bakanlığı’nın ve Dünya Ticaret Merkezi’nin saldırıya uğradığını ve İkiz Kuleler’ yıkıldığını gördüğümüz dünyayı düşünecek olursak, takip eden 20 yılda selefi şiddeti nedeniyle 100’den fazla Amerikalı’nın hayatını kaybetmeyişini iyimser bir güç olarak görürdüm. Elbette 100 can kaybı bile çok olsa da, bu sayının yükselmemesini basarmış olmamız iyi bir haber” dedi.

Bu savaşlar sürerken Bush döneminde ulusal güvenliği arttırmak için yeni düzenlemeler yapıldı. Amerika'da iç güvenlik sistemi yeniden yapılandı ve kalıcı şekilde arttırıldı.

Ülke içinde ve dışında terör saldırısı tehlikesini izlemek için yeni yasalar çıkartıldı.

Amerikan Üniversitesi’nden uzman Tricia Bacon, “Amerika’nın 11 Eylül sonrası uygulamaya koyduğu pek çok güvenlik önlemi sayesinde, denizaşırı ülkelerden çok az sayıda saldırı geldi. Bu önlemler arasında, İç Güvenlik Bakanlığı, Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin oluşturulması gibi önlemler de vardı. Dolayısıyla bu tehdide odaklanmak ve karşı mücadele yapmak için birçok kurum devreye girdi. Terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin denizaşırı ülkelerden Amerika’ya girmeleri çok daha zor hale geldi. Amerikan hükümetinin yurtiçindeki saldırıları önleme konusunda çoğu kez başarılı olduğunu düşünüyorum. Denizaşırı bazı bölgelerde saldırılar artarken Amerika’da saldırıları engellemeyi başarmak hem iyi hem kötü yanları olan bir durum” diyor.

Saldırıların gündelik hayata etkileri

Saldırılardan Amerika’da gündelik hayat da etkilendi. Güvenlik kavramı ve ulaşım tamamıyla değişti. Havalimanlarında olağanüstü güvenlik önlemleri tüm dünyada sıkılaştırıldı ve bu önlemler 20 yılda kalıcı hale geldi.

Yetkililer, önlemlerin Müslümanlar’ı hedef almadığını söylese de birçok Müslüman ayrımcılığa maruz kaldı. Savaşlar da Amerika’da siyasi kutuplaşmayı, Müslümanlar’a karşı ayrımcılığı arttırdı.

New York’ta hayatını kaybedenler arasında Zühtü İbiş adlı bir Türk de vardı. İbiş 25 yaşındaydı. Saldırıda bir vatandaşını yitiren Türkiye, sonrasındaki 20 yılda özellikle coğrafyasındaki savaşlar nedeniyle 11 Eylül’ün etkilerini hissetti.

NATO güçlerinin bir parçası olarak Afganistan’da bulunan Türkiye, 1 Mart 2003’te Amerikan askerlerinin Irak savaşı için kendi topraklarına konuşlanmasını reddetti.

VOA Türkçe’ye konuşan Johns Hopkins Üniversitesi’nden uzman Lisel Hintz’e göre, “2001’de Türk ordusunun Afganistan’da oynayabileceği rol konusunda büyük bir iyimserlik vardı. Örneğin, bir noktada, oradaki NATO güçlerine liderlik eden Türk komutanlar vardı ve inanılmaz işler çıkardılar. Türkiye’nin bölgede Müslüman bir müzakereci veya arabulucu olarak oynayabileceği rol konusunda da yine büyük bir iyimserlik vardı. Ama sonrasında, deyim yerindeyse 2003 tezkeresi işlere köstek oldu. Amerika, Irak savaşında Türkiye’nin işbirliğine güvenebileceğini düşündüğü için bu ret, sorun yarattı.”

20 yıl sonra yeni Dünya Ticaret Merkezi New York semalarında yükselirken, tehditler isim değiştirdi, yer değiştirdi belki ama ortadan kalkmadığı gibi zaman zaman güçlendi.

Amerika Dışişleri Bakanlığı’na siyasi danışmanlık hizmeti veren uzman John Sitilides, VOA Türkçe’ye Amerika’nın uluslararası alanda terörle mücadele konusunda, ülke içindeki performansı gösteremediği değerlendirmesinde bulundu.

Sitilides, “2000’lerin ortalarında Irak’ta El Kaide’ye karşı ve 20 yıl süren Taleban’la mücadelede kötü bir kontrgerilla harekatı yürüttük ve simdi Afganistan’da Hakkani ağı, IŞİD’in Horasan ya da Pakistan kolu gibi yeni terör örgütleri ortaya çıktı. Güney Asya’da, potansiyel olarak Avrupa’da ve kesinlikle Afrika’da, Sahil ve Sahra altı Afrikası’nda silahlanan, gelecekte Amerika ve NATO müttefiklerimiz için küresel cihatçı tehdit oluşturabilecek bir dizi terör örgütü var” dedi.

Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesiyle bölgede yeniden tırmanan gerilimin yanı sıra Rusya ve Çin’in bölgede artan nüfuzunun, dünyayı yeniden nasıl şekillendireceğini ise zaman gösterecek.

Dilge Timoçin