Biden'a Avrupa ve Uzakdoğu'dan Övgü

Avrupalı liderler ve Amerika'nın diğer müttefikleri, Başkan Joe Biden'ın Beyaz Saray'daki ilk 100 gününde ABD liderliğine yeniden güven kazandırmak için birçok adım attığını söylüyor

Biden'a Avrupa ve Uzakdoğu'dan Övgü

Uzmanlar ve diplomatlar, müttefik ülke liderlerinin otoriter yönetimlerin küresel çaptaki yükselişine karşı durmak gibi Biden'ın dış siyasette attığı bazı kilit adımları onaylamakla birlikte Biden yönetiminin icraatlarını hala mercek altında tuttukları görüşünde.

Uzmanlara göre 78 yaşındaki Başkan Biden, Beyaz Saray'daki yönetimin el değiştirmesinin hem ABD içinde hem de küresel çapta ne gibi büyük siyasi değişikliklere imza atabileceğini şimdiden gösterdi.

Avrupa ve Uzakdoğulu gözlemciler, Başkan Biden'ın çok taraflı işbirliğini ve iklim değişikliğiyle mücadelede eşgüdümlü küresel çaba gösterilmesi gerektiğini öne çıkarmasını övgüyle karşılıyor. İttifaklara yeniden önem verilmesi, Biden'ı selefi eski Başkan Donald Trump'tan ayıran en büyük özelliklerden biri.

Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) Uzakdoğu baş temsilcisi Siddharth Tiwari, Başkan Biden'ın "uluslararası işbirliğini güçlendirerek küresel öncelikleri yeniden belirlediğini, somut sonuçlar görmek için müttefiklerin ve küresel kurumların güçlendirilmesiyle tek taraflı yaklaşımdan uzaklaştığını" söylüyor.

Biden, ileri yaşına rağmen değişim yaratabilecek bir lidere dönüşebileceği beklentisiyle Avrupa'da da yüksek puan topluyor. "Siyaset, iki tür lider yaratır. Sürekli şemsiye arayışında olanlar ve hava durumunu değiştirmeye çalışanlar" diyen İngiliz gazeteci Philip Stephens, "Kişinin iradesini kullanarak hareket etmesinin gücünü yeniden keşfetme görevi, Beyaz Saray'ın 78 yaşındaki yeni sahibine düştü" şeklinde konuştu.

Gazeteci Stephens ve diğerleri, Biden'ın hükümetin gücünü yeniden hissettirmek için ABD içinde attığı adımlara dikkat çekiyor. Beyaz Saray, Biden'ın Kongre'de kabul edilen 1 trilyon 900 milyar dolarlık Corona teşvik paketinin yanı sıra Demokrat Parti'den koparak popülist Trump'ı destekleyen beyaz işçi sınıfı mensubu seçmenlerin sosyoekonomik kaygılarını yatıştıracak dev altyapı planı ve eğitim paketi üzerinde çalışıyor.

Çok sayıda uzman, küresel arenadaki liderlik konumunu yeniden kazanması açısından Amerika'nın ekonomi alanındaki performansının kritik önem taşıdığını söylüyor. Avustralya'daki araştırma kurumu Lowy Enstitüsü'nden Richard McGregor'a göre "Amerikan ekonomisi toparlanmadığı sürece ABD diplomasisi Trump döneminde aldığı hasarı tamir edemeyecek."

İngiltere'deki Warwick Üniversitesi'nden akademisyen Georg Löfflmann, ekonomik iyileşmenin Amerika'daki bazı bölünmeleri onarmaya yardım edebileceği görüşünde. Löfflmann, "Başkan Joe Biden, göçmenlikten iklim değişikliğiyle ve kölelik ve ırkçılığın ABD'de hala etkili olan kalıntılarıyla mücadeleye bazı meselelerde derinden bölünmüş olan bir ülkeyi yeniden biraraya getirmek gibi çok büyük bir görevle karşı karşıya" diyor.

Gözlemcilere göre ABD içinde elde edilecek başarılar, dış siyasette de daha büyük kazanımlar elde edilmesiyle sonuçlanacak. Akademisyenler Antony Froggatt ve Rebecca Peters, "Başkan Biden, ilk 100 gününde iklim değişikliğiyle mücadelede övgüye değer adımlar attı" diyor. İki uzmana göre iklim değişikliğiyle mücadeleye 'hükümetin tamamını' dahil etme yaklaşımını benimsemek, Paris İklim Sözleşmesi'ne yeniden katılmak ve iklim uzmanlarını hükümet bünyesinde görevlendirmek, bu adımlar arasında yer alıyor.

İngiltere'deki düşünce kuruluşu Chatham House için bir değerlendirme kaleme alan Froggatt ve Peters, "ABD'nin siyasi iç bölünmenin hakim olduğu bir ortamda iklim meselesiyle mücadelede meşruluğunu kabul ettirmek için Biden'ın uzun vadeli taahhütlerini yerine getirebilmesi için eşgüdümlü olarak ülke içinde eyleme geçmesi ve uluslararası ittifakları yeniden inşa etmesi gerekiyor" diyor.

Taraflar arasında hala farklılıklar var

ABD ve Avrupa yıpranan ilişkileri onarma, daha önce görülmemiş iç siyasi karmaşalarla çalkalanan ve otoriter güçler tarafından zorlanan demokrasileri doğrultma kararlılığı gösterse de bunu başarmak için çıkacakları yol, zorluklarla dolu olabilir. Daha yakın işbirliği içine girme konusunda isteklilik sergileyen Brüksel ve Washington arasında birçok alanda hızla anlaşmaya varıldı.

Ancak taraflar arasında hala ciddi farklılıklar var. Biden ve ekibi, önce Barack Obama, sonra da Avrupa'yı ABD'nin ekonomik hasmı olarak tanımlayan ve NATO'nun amacını sorgulayan Donald Trump dönemlerinde Avrupa ve ABD arasındaki bağların gerilmesine neden olan engellerle halen karşı karşıya.

Avrupa Birliği üyesi tüm ülkeler, Biden'ın ABD-Avrupa ilişkilerini yeniden canlandırma hedefini ve düşmanca söylemlerin ortadan kalkmasını memnunlukla karşılıyor. Ancak Washington şimdi de içe dönmeye başlayan bir Avrupa Birliği'yle karşı karşıya. Uzmanlar, Avrupa'nın pandemi sonrası piyasasını ve sanayi lokomotifi sayılan unsurları korumaya çalışıyor ve kendi çapında bir küresel oyuncu haline gelmeye kararlı görünüyor. Tüm bu etkenlerin ticarette ve jeopolitik alanda sürtüşmeye neden olabileceği tahmin ediliyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası transatlantik uzlaşı aynı zamanda Komünist Çin'in yükselen gücünün ve intikamcı tavırlar sergileyen Rusya'nın nasıl idare edileceği konusundaki bölünmelerle de karşı karşıya. Bu durum, Macaristan dahil Avrupa'daki bazı popülist hükümetleri sıkıntılı bir noktada konumlandırıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, elindeki kozları hem Batılı ülkelere hem de Rusya ve Çin'deki otoriter yönetimlere oynamakla suçlanıyor.

Liberal Macar siyasetçi Katalin Cseh, Varşova'daki tartışma platformu Visegrad Insight'ın ev sahipliğinde, Biden'ın görev başındaki ilk 100 gününün değerlendirildiği online oturumda, "Trump'ın al-ver politikalarına dayalı dış siyasette Viktor Orban gibi çok sayıda Avrupalı liderin Doğulu otoriter yönetimlerle Batılı demokrasiler arasında giriş-gelişler yaşamak tamamen kabul edilebilirdi. Ancak şimdi taraf seçmeleri gerekiyor" dedi.

Ancak oturuma katılan bazılarına göre Biden'ın Çin'e karşı daha yüzleşmeci bir strateji uygulaması, Avrupa açısından bazı sorunlar yaratabilir. Polonya'nın eski dışişleri bakanlarından Radoslaw Sikorski, "Mesele, Çin'le ticari ilişkileri korurken bir yandan da ABD'yle ittifakımızı sürdürmek. Bunu başarmak kolay olmayacak" dedi.

Biden yönetimi, Corona pandemisini kontrol altına alma ve kitlesel aşılama programını sürdürme çabalarının yanısıra dış siyasette üstesinden gelmesi gereken çok sayıda zorlukla karşı karşıya. Ancak şimdiye kadar Biden ve ekibi, Rusya, Çin ve İran'la ilişkilerde akıllı pragmatik yaklaşımlarla idealizmi bir araya getirmesi, ödül ve ceza dengesini iyi kurması nedeniyle övgü topluyor.

İngiliz Economist dergisi, yayınladığı değerlendirmede, "Biden, iki yollu bir politika güdüyor, bu tür rejimlere hem direnmeye hem de onları anlamaya çalışıyor. Toprak elde etme arzularını dizginliyor, insan haklarını ihlal etmelerini ve ülkelerin birbirine müdahale etmesini önlemeye çalışıyor. Amerika'nın çıkarlarıyla örtüştüğü noktalardaysa bu ülkelerle işbirliği yoluna gidiyor" diyor.