İstanbul’un işgalden Kurtuluşu, 97. Yılı

İstanbul’un işgalden Kurtuluşu, 97. Yılı
İstanbul’un işgalden Kurtuluşu, 97. Yılı

İstanbul-

29 Mayıs 1453 tarihinde II. Mehmed (Fatih Sultan) tarafından fethedilen ve Osmanlı Devleti’ne başkent olan bu dünya güzeli, Boğaz’ın incisi, aşklar ve aşıklar şehri, savaş sonrası en acı günlerini yaşadı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı öne sürerek İtilaf Devletleri’nin bazıları (Fransa, Britanya İmparatorluğu ve İtalya), 13 Kasım 1918 tarihinde donanmalarını Haydarpaşa civarlarında demirleyip, İstanbul’a giriş yaptılar. İtilaf Devletleri arasında İstanbul’un işgaline en çok önem veren devlet Britanya İmparatorluğu’ydu. Bu giriş barışçıl olmamasına karşın, ilk anda fiili işgal gerçekleştirmemişlerdi. Aynı zamanda işgalden çok Boğaz’ı da kendi kontrollerinde tutmak istiyorlardı.

İşgalin ilk tohumları atılırken, padişah bu baskıya dayanamadı ve 21 Aralık 1918 günü meclisi dağıtma kararı aldı. Tevfik Paşa, Damat Ferit Paşa ve Ali Rıza Paşa, ard arda Osmanlı hükümetini kurdular. Ankara’da ise İtilaf Devletleri’ne karşı savaş zaten başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı çoktan başlatmış ve sonrasında da Tevfik Paşa, Damat Ferit Paşa ve Ali Rıza Paşa’nın kurmuş olduğu Osmanlı hükümetini de tanımadığını beyan etmişti. Bu durum, İstanbul’un kurtuluşu ile ilgili Ankara’nın tavrını net bir biçimde ortaya koymaktaydı.

Ali Rıza Paşa, Anadolu’daki çalkantıyı fark etti ve Mustafa Kemal Paşa’yı kızdırmamak için Ankara Temsil Heyeti fikrini açtı. Mustafa Kemal Paşa, bu isteğini bir koşulla kabul edeceğini söyledi. O koşul da Meclis-i Mebusan’ın derhal toplanması ve Sivas Kongresi’nde alınan kararların hemen tanınması ve bunun duyurulmasıydı. Derhal seçimler yapıldı ve seçilen insanlar İstanbul’a gelip, yeniden Meclis-i Mebusan’ı oluşturarak, Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararları ve Misak-ı Milli’yi tanıdılar, akabinde bu kabul bütün dünyaya duyuruldu.

Bu defa İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’a fiili işgali başlattı, Mebuslar Meclisi dağıtıldı, mebusların bir kısmı Malta’ya sürgüne gönderildi. Bu arada Mustafa Kemal Paşa da Anadolu’da çalışmalarını sürdürüyordu. Daha sonra İstanbul’a gelen ve düşman gemilerini gören Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Geldikleri gibi giderler” diyerek kararlılığını ortaya koyuyordu.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından Refet (Bele) Bey komutasında görevli bir Türk askeri birliği İstanbul’a girmiş olsa da işgali resmi olarak sona erdiremedi. Batı Anadolu, ancak 18 Eylül 1923’te düşmanlardan temizlendi ve hemen ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması ile İstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Doğu Trakya güvence altına alındı. Ardından imzalanan Lozan Barış Antlaşması yüzünden düşman askerlerinin önlerindeki bir buçuk aylık süreçte İstanbul’dan ayrılmaları gerekiyordu ki Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra 23 Ağustos 1923 itibariyle İstanbul’dan ayrılmaya başladılar. Bu durum, İstanbul’un kurtuluşu sürecini resmi olarak başlatmıştır.

2 Ekim 1923 günü’nden itibaren son düşman birliği de Türk Alay Sancağı’nı selamlayarak, Dolmabahçe Sarayı önünde yer alan bir törenle neredeyse 5 yıl kadar sürmüş olan işgalin ardından İstanbul’dan ayrıldılar. Türk ordusu, 6 Ekim 1923 tarihinde sevinç gözyaşları, çiçekler, övgü dolu sözlerle ve bir kutlama eşliğinde İstanbul’a girdi. İşgal sona ermişti. İşte o tarihten itibaren ülkemizde her yıl 6 Ekim, “İstanbul’un Kurtuluşu” olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. (*)

(*) Eğitim Enstitüsü Ders Notlarım, Kitaplarım. E. Ziya Karal (T.C. Tarihi), Toktamış Ateş (Türk Devrim Tarihi), Tarih Araştırmalarımdaki Notlarım, K.Z. Gençosman (Atatürk Ansiklopedisi)

Yazar: Nusret Karaca