Türkiye’de Ne oluyor? SETA yeni FETÖ’mü?

Peşinen söylemekte fayda görüyorum. Bu yazı biraz uzun olabilir fakat ele alacağımız konu kısa bir yazıyla anlatılamayacak kadar önemli. O yüzden sabırla okumanızı istirham ediyorum.

Türkiye’de Ne oluyor? SETA yeni FETÖ’mü?
Screenshot

Türkiye’de Ne oluyor? SETA yeni FETÖ’mü? 

Peşinen söylemekte fayda görüyorum. Bu yazı biraz uzun olabilir fakat ele alacağımız konu kısa bir yazıyla anlatılamayacak kadar önemli. O yüzden sabırla okumanızı istirham ediyorum. 

2010 yılından beridir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirli çevrelerce etkilenmeye çalışıldığı hatta etki altına alınmaya çalışıldığı konuşulur dururdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etrafı birileri tarafından sarılmış, istedikleri kişiler dışında kimseyle görüştürülmüyor, faydalı bilgiler ve raporlar kendisine ulaştırılmıyor, yanlış bilgilendiriliyor vs. Bu söylentiler başlarda pek ciddiye alınmasa da sırasıyla Ergenekon, Balyoz, 17-25 Aralık ve son olarak da 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası da görülmüştür ki konuşulanlar söylentiden çok öteymiş. Fakat asıl soru şu; madem böyle bir durum vardı da neden bu kişiler sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakınına kadar girmesine müsaade edilmiş ya da sokulmuştur? Öyle ki bu kişilerin sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlarına dahi etki ettikleri bilinirken. Sorular, sorular, sorular... Elbette bu sorulara verilecek yanıtlar var fakat ispat etmek zor. Öyle ya minareyi çalan kılıfını hazırlıyor. Oyunu kuran, çarkın dişlilerini öyle intizamla hazırlamış ki ya hain FETÖ gibi darbe yapma gafletinde bulunarak ya da ciddi hata yaparak kendini ele verir. Bu ihtimaller haricinde bu tür yapıların açığa çıkmaları imkansıza yakındır. 

Asıl önemli hususu ise bu kişilerin suret-i haktan görünmesi ve çarklarını bu şekilde işletmeleri. Dışarıdan bakıldığında sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın, AK Parti’ye yakın görünürler fakat 2 tür amaçları vardır. Birincisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakını kadar girmek, güvenini kazanmak ve hükümeti hem iç hem dış politikada yanlış yönlendirerek itibar kaybına uğramasını sağlamak. İkincisi yaklaşık 20 yıllık iktidarlığı sonrası elinde ciddi güç bulunduran AK Parti ve Erdoğan üzerinden güç devşirmek. Peki neden güç? Eğer elinize maddi güç olursa faaliyetlerinizi rahatlıkla finanse edebilir ve istediğiniz projeleri hayata geçirebilirsiniz. Bürokratik güce sahip olduğunuzda ise FETÖ’nün yaptığı gibi bürokrasiyi arzu ettiğiniz şekilde dizayn edebilirsiniz. 

Şimdi gelelim asıl meseleye. Doğu Perinçek CNN Türk kanalında Ne oluyor? programına konuk oludu ve İsrail’in Gazze ve Mescid-i Aksa’yasaldırıları ve Türkiye’nin politikaları üzerine milli hassasiyetler çerçevesinde Türkiye’nin komşuları ile izlemesi gereken politikalar hakkında görüşlerini aktardıktan sonra SETA Avrupa Araştırmaları Müdürü Doç.Dr. Enes Bayraklı Suriye ordusu ve Beşer Esad hakkında çok ağır sözler sarf ediyor. Ve dikkat çeken husus ise Enes Bayraklı’nın program boyunca oturuş şekli, konuşurken ki “ukala” tavırları, üst perdeden konuşması velhasıl aşırı özgüven. Eee arkanızda SETA varsa bu cesareti gösterirsiniz. Kaldı ki SETA demek Turkuvaz medya demek, Anadolu Ajansı demek, Pelikan gurubu demek ve hatta İletişim Başkanı demek. (Bu konuya aşağıda daha geniş değineceğim). Doğu Perinçek Filistin’in, Gazze’nin ve Mescid-i Aksa’nın güvenliği için Türkiye’nin komşuları (buna Mısır ve Suriye de dahil) ile iyi ilişki içinde olmasına bağlı olduğunu, Türkiye’nin komşuları ile kavgalı olmasının ABD ve İsrail’in işine yarayacağını söylemesinin ardından Enes Bayraklı Doğu Perinçek’e sert tepki verdi. Perinçek bunun üzerine tam da bu zihniyetin Türkiye’ye hizmet eder gibi görünüp asıl ABD ve İsrail’e hizmet ettiğini söyleyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık çağrıda bulundu vekendisinin ve devletin ali menfaati için derhal SETA’ya finansal desteğin kesilmesini ve SETA ile hiçbir ilişiğinin olmadığını açıklaması gerektiğini söyledi. 

Peki Perinçek’in sözlerinde haklılık payı nedir? İşte bu sorunun cevabını kovalarken özellikle son yıllarda gerçekleşen olaylara göz atmak faydalı olacaktır. Son yıllarda devletin özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakınında görev almaya başlayan isimlere bakıldığında kritik görevlere SETA’da görev yapmış isimler olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Bu kişilerin belirgin özelliklerinin başında ise konuşmalarındaki ve kararlarındaki sertlikler dikkat çekiyor. Erdoğanvari sertlikte açıklamalar, dış politika hususlarında yapılan sert ve kutuplaştırıcı paylaşımlar, bir çoğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uluslararası siyasette zora sokacak minvalde kararlar ve söylemler. Peki gerçekten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve bu ülkeyi seven biri bu açıklamaları yapar mı diye kendi kendinize sorduğunuzda, cevabı hayır oluyor. 

Öyleyse bu kötülüğü (kendilerince iyiliği) neden yapıyorlar? bunun için de son günlerde Sedat Peker ve Süleyman Soylu meselesine bakmakta fayda var. Sayın Süleyman Soylu’ya neden bu kadar yükleniliyor? Cevabı çok basit. SETA, Pelikan gurubu ve Turkuvaz medya Erdoğan sonrası Türkiye için bir altyapı çalışması içinde. SETA, Pelikan gurubu ve Turkuvaz medya Erdoğan sonrası için Berat Albayrak’ı desteklerken AK Parti tabanı Süleyman Soylu’yu o makama layık görüyor. Ha belki Süleyman Soylu’nun böyle bir beklentisi yok belki ama Ak Parti tabanı onu bu göreve yakıştırıyor.Tabi bide Albayrak’la Soylu’nunçokda iyi anlaşamaması unutulmamalı. Son 2 yılda özellikle terörle mücadelede Süleyman Soylu’nun çok başarılı olması da düşünüldüğünde bir şekilde itibar kaybına uğratılması gerekiyordu. Bunun için de Sedat Peker kozu devreye sokuldu. Sadece Sedat Peker de Süleyman Soylu’yu harcamaya yetmezdi elbet diğer kanallar da itibarsızlaştırma operasyonuna dahil edilmeliydi. Mücadele farklı kollardan yürütülmeliydi ki başarı oranı yükselsin. İnsanların kafasında soru işaretleri oluşmaya başlasın. 

Biri bana daha iki gün önce bir Anadolu Ajansı muhabirinin iki bakana Süleyman Soylu ile ilgili son derece ağır ve haddini aşan bir soru soracağını söylese, inanmaz hatta hayal görüyorsun derdim. Fakat gördük ki Anadolu ajansı da muhteşem üçlüye (SETA, Pelikan gurubu ve Turkuvaz medya) dördüncü olmuş. Ne enteresandır ki Anadolu Ajansının piyon muhabiri Musap Turan’ın bu pervasız sorusu genel müdür değişiminden yaklaşık sadece 1 ay sonra oluyor. Serdar Karagöz Anadolu Ajansına Genel Müdür oluyor, birden bir Anadolu Ajansı muhabirlerine hiç görülmemiş şekilde bir cesaret doğuyor ve ülkenin önemli iki bakanına yine ülkenin en önemli bakanı Süleyman Soylu hakkında haddini aşan bir soru sorduruyor! Serdar Karagöz Daily Sabah (Turkuvaz medya) genel yayın yönetmeni iken TRT Uluslararası Haber Kanallarının başına getiriliyor. YANİ Türkiye’nin uluslararası arenada en önemli algı mücadelesi veren TRT World’ün ve TRT Arabi’nin de başında… daha sonra bir bakıyoruz ki ülkenin yine uluslararası en kıymetli (kurumu) Anadolu Ajansına genel müdür olmuş. Veee ne hikmetse AA muhabiri de tam da bu süreçte Süleyman Soylu ile ilgili FETÖ vari sorular soruyor. Beynim yanmak üzere!!! Şimdi tüm bu yazdıklarıma komplo teorisi diyenler çıkacaktır. O kişilerin kim olacaklarını da merakla beklemiyor değilim doğrusu. 

Daha verilecek o kadar çok örnekler var ki dostlar hepsine kısacık da olsa değinsem bu yazı haber sayfasındaki hakkım olan alanı aşmama sebep olur. O yüzden özetle; Doğu Perinçek ile siyasi görüşüm uyuşmasa da ben kendisinin Vatan sevgisine şahidim. SETA hakkında söylediklerini üst üste koyduğumda ve SETA ekibinde yer almış kişilerin şimdilerde hangi kritik yerde görev aldıklarına baktığımda hiç te yabana atılır değil Perinçek’in söyledikleri. FETÖ 90’lı yıllardan itibaren neler yaptıysa bugün SETA’nın yaptıkları da tamamen aynı. Bir bakıyorsunuz bir kuruma SEtA’dan biri atanıyor, aman Allah 1 ay sonra o kurumun tüm birimlerine yine SETA’nın elemanları atanmış. Burada haksızlık yapmayalım. SETA’dan liyakatlı insanlar önemli görevlere atanamazlar mı? elbette atanabilirler fakat kritik görevlere sadece SETA’dan Turkuvazmedya’dan vs. gibi tek tip atamalar yapıldığında ne olabileceğinin bedelini biz 5 yıl önce çok ağır şekilde gördük.

 Doğu Perinçek’in kaygılarını anlıyor ve paylaşıyorum.  Unutulmamalıdır ki bu ülke sadece düşman bildiklerimiz tarafından karıştırılıp dizayn edilmeye çalışılmıyor. DOST GİBİ GÖRÜNLENLERE DİKKAT…

 Kalın Sağlıcakla….

 İbrahim Halil İzmitli